Pazar Ertesi.
ETRAFTA İĞRENÇ ERKEKLER VE ONLARA BAYGIN KIZLAR VARKEN EN DOĞAL HALİNLE KALDIĞIN İÇİN SAĞOLBu fonttu galiba, Comic sans'a da benziyordu biraz, böyle de güzel ama, neyse, aynen böyle.
Cumartesi etütünün üçüncü mü dördüncü mü ne saatiydi. Saat 10-11 civarı falan.. Seçil geldi, elime bir kağıt tutuşturdu. "Bunu sana vermemi ve kim olduğunu söylemememi istediler, kim olduğunu bilmiyorum, birdaha görsem de tanımam" gibisinden birşeyler söyledi. Hani bilsem de söylemem hesabı. Seçil has elemandır, öldürsen söylemez. Seviyorum kız seni.
Bu kağıdı yazdığını düşündüğüm kişiler vardı; Melinda ve Derya. Seçil, senin de bu işte dolaylı yoldan parmağın olduğunu düşündüm.
Üçünüzün içimden de olsa günahını aldım, affedin beni.
Ama bu yazıyı yazan kimse salak kızımız beni tanımıyor, nedenini söyleyeyim.
Birincisi büyük küçük harf hedesine ve noktalama işaretlerine aşırı özen gösteren bir insan olarak - Aslı Abla iyi bilir bu özelliğimi, o pisliğin hala intikamını almadım ama, haberin ola :P - söylüyorum ki, olmamış. Niye bağırıyorsun halbuki, Caps'a ne gerek var. Sonuna nokta bile koymamışsın, insan biraz özen gösterir. Otur. Sıfır.
Hadi yazı şeklini falan geçtik. İlk baktığımda ya bu kız bendeki küpeyi gördü de dalga geçiyor, ya da beni bir Homo Erektus'a falan benzetti, samimi buluyor kendisine falan dedim. İkisi de değilmiş. İnsan ne istediğini yazar, açıkça belli eder, bu cümle fiil cümlesi mi yoksa isim cümlesi mi, nedir bu anlamadım ki? :/
Pazar gününün son etüt saatiydi, 16.10 civarı falan. Seçil ve Betül'le beraberdik etütte, Son teneffüste Betül'le koyu bir sohbete dalmıştık, konuyu boşverin. Daha çok sohbet edeceğiz onunla. Onlar gittiler, ben de son bir Biyoloji'yi tekrar edeyim dedim; kaldım bir saat daha. Kızın biri geldi, oturabilir miyim dedi, tabi dedim. Kız Haftasonu'ndan, biliyorum çünkü onu değil de beraber olduğu arkadaşlarını okul kıyafetiyle görmüştüm. Neyse ben Biyoloji'ye döndüm, kız Kimya kitabını açtı. ULAN BU KIZ ORGANİK KİMYA ÇÖZÜYOR!!!! Kafayı yiyecektim, meğerse benim dikkatimi çekmek için rol yapıyormuş, çekti de, afferim sana.
Kız kalktı bir ara, tekrar geldi, "Sana birşey söylemem gerek" dedi, "tabi" dedim, "O kağıdı sana ben gönderdim" dedi.
Kafayı yedim.
Bağırmamak için kendimi zor tuttum, olabildiğince sessiz, ama gergin bir sesle; "Bu kağıt için kaç kişinin günahını aldım sen biliyor musun?" dedim. Kız bana "Yalnış anlamayın beni" falan diyor hala, ulan kimin umrunda, neden gelip yüzüme karşı söylemiyorsun!?!?!!!
Benim tepkimden korkmuş. Kafam girsin sana emi, bir günde kim gaza getirdi de şimdi yüzüme söylüyorsun, hadi doğru birşey söylesen neyse, ulan hayatımda görmedim seni, nerden biliyorsun benim hala doğal olduğumu? Yok efendim içim dışım birmiş benim, bunu bana çocukluk arkadaşlarım söylemiyor, sen nasıl söylüyorsun??? Dur bak aklıma fi tarihinde bana gönderilen bir mail geldi, onu yazayım buraya..
"..ayrıca karakterinle ilgili bi yorum yapmıştım ya, verdiin cevabı bekliodum yani beni görmedinki demeni o yüzden yazıp yazmama arasında teredütte kaldım . çok ilginçsin dememin sebebi lafının nereye gittiğini bilmeden konuşuyosun ama çok seviliyosun karşındakinin kırılacaıını biliosun ama bu seni pek ilgilendirmio sosyalsin araştırmacısın ve birbirine zıt özelliklere sahipsin bana ilginç gelen buydu. şimdi diiceksin beni tanımıyosunki nasıl bu yorumları yapabiliyosun..."
Al bide burdan yak. Ya abi tanımıyorsun beni, ne diye böyle yorum yapabiliyorsun? Gerçi bunu yazan sonrasında bu yazdıklarını geri aldı, bunların doğru olmadığını anlayacak kadar beni tanıdıktan sonra. Bu yazılanlar doğru değil, tamam, ama başta yazılanlar da doğru değil. Yani öyle doğal falan değilim, yoğurt muyum lan ben!?
Dergiye de yazımı gönderemedim zaten, salak bilgisayarda Deep Freeze varmış, Data traveler'ı kabul etmiyormuş efendim. Alper, duy burdan sesimi, ühüğ.
Haftaya tekrar bu satırlarda buluşmak üzere.
Sağlıcakla kalın.

1 Comments:
İlginç bir durum gerçekten.
Ama kızın senden hoşlandığı ortada.
Yorum Gönder
<< Home